Kitap İnceleme ve Tanıtımı

BU DİNCİLER O MÜSLÜMANLARA BENZEMİYOR - SONER YALÇIN

28/12/2009 · Kategori: Kitap Tanitimlari

   Kimileri onu Uğur Mumcu'nun kırık kalemini alıp, onun kaldığı yoldan devam ettiğini söylüyor. Kimileri onun için yazdığı her şeyin kendi kafasında uydurduğu yalanlardan ibaret olduğunu savunuyor. Çıkardığı kitaplar her zaman en çok satılanlar listesinde yerini aldı. Yazdıkları kimilerini kızdırdı, kimileri tarafından alkışlandı. Soner Yalçın şimdi en son kitabı 'Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor' kitabıyla yine birilerini kızdırırken, birileri tarafından alkışlanacak.


   Yalçın, bu kitabında dinciler ile müslümanlar arasındaki ayrımı örneklerle açıklıyor. Sonra başlıyor anlatmaya 'Bu dincilerin o müslümanlara benzemediğini'. Her şeyin küçük bir dergahta samimi islami duygular ile başladığını, sonrasında milyon dolarların sahibi olan 'dincileri'. Bu 'yeşil' sermayenin nasıl geliştiğini, başta Amerika olmak üzere, dünyanın neredeyse her yerinde açılan okulları. Bu dincilerin, CIA ile olan ilişkilerini. Emniyet teşkilatında yaşanan kadrolaşmayı, hukuksuzlukları. Medyayı ele geçirerek nasıl yandaş medya yaratıklarını ve nasıl oyunlar tezgahladıklarını... Saymakla bitmeyecek kadar uzun bu liste... Kim mi bunlar? Çoğu memleketi yönetiyor şu anda, geri kalan kısmı da devletin kadrolarından memur. Siz iyisi mi alın okuyun bu kitabı, bazıları bildiğiniz şeyler olabilir ama çoğu bilmediğiniz ve ilk defa duyacağınız şeyler.


   Ben kitabın bazı bölümlerine katılmamakla birlikte, kitabın beyinlerde çok şey düşündüreceğinden eminim. Ve şaştığım bir nokta, savcıların neden hala harekete geçmedikleri, harekete geçmek için neyi bekledikleri? Tabi bunun olabilmesi için çok cesur savcılara ihtiyacımız var, bu işin sonunda meslekten ihraç edilme olasılığı da var. Sonuçta aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, av hikayeleri hep avcıları övecektir. Eee bugünün Türkiye'sin de avcı onlar olduğuna göre sanırım, savcıların durumunu biraz olsun anlıyorum. En azından anlamaya çalışıyorum...


   Keyifli okumalar...

Yayın Yılı: 2009
440 sayfa
Kitap Kağıdı
14x23 cm
Karton Kapak

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : bu dinciler o müslümanlara benzemiyor,soner yalçın

PANİK - JEFF ABBOTT

25/12/2009 · Kategori: Kitap Tanitimlari

Bütün hayatınızın bir yalandan ibaret olduğunu öğrenseniz ne yapardınız?

Evan Casher başarılı bir belgesel film yönetmedir. Mükemmel bir hayat sürmektedir. Ta ki annesinin vahşice öldürüldüğü o güne kadar. Bir anda etrafı acımazsız katillerle sarılan Evan, o güne dek hayatında bildiği her şeyin aslında özenle inşa edilmiş bir yalanlar ağı olduğunu öğrenir. Hayatta kalmak için tek bir şansı ve güvenebileceği kimsesi yoktur. Ailesi ve kendisiyle ilgili şok edici bir gerçeğin peşine düşmek zorundadır...


Kitabı çok satanlar listesinde gördüğümde, klasik polisiye romanlardan olduğunu düşündüm. İçimi kaplayan merak kitabı almama ve bu muhteşem kurguyu okumamı sağladı. Her sayfasında ayrı bir gerilim, her sayfasında ayrı bir gizem var Jeff ABBOTT'un Panik'inde. Eğer polisiye – gerilim kitaplarından hoşlanıyorsanız, çok ustaca bir zekayla kurgulanmış olan Panik'i okumazsanız çok şey kaçırmış olursunuz.


Keyifli okumalar...


Çeviren: Elif Sezginci
Yayın Yılı: 2009
Orjinal Adı: Panic
Kitap Kağıdı
520 sayfa

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : panic,panik,jeff abbott

CUMHURİYET Türk Mucizesi - TURGUT ÖZAKMAN

11/11/2009 · Kategori: Kitap Tanitimlari


CUMHURİYET Türk Mucizesi – TURGUT ÖZAKMAN

Cumhuriyet Türk Mucizesi Turgut Özakman’ın yazdığı üçlemenin son cildi. Serinin ilk kitabı Şu Çılgın Türkler, ikincisi Diriliş ve son olarak Cumhuriyet. Özakman bu kitabı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini, kuruluş felsefesini roman tadında anlatıyor. Bu kitapla aslında unuttuğumuz, daha doğrusu unutturulan gerçekleri yeniden hatırlatıyor ve ekliyor;

‘’Sevgili gençler!

Cumhuriyetin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak için Afganistan’ı, Irak’ı, İran’ı, Pakistan’ı, Emirlikleri, Suudi Arabistan’ı Suriye’yi, Mısır’ı, Libya’yı, Tunus’u Cezayir’i, Fas’ı, Müslüman Afrika’yı düşünün.

Cumhuriyetin önünde hazır bir model yoktu. Yolunu düşünerek, arayarak, deneyerek açtı. Şartlardan, ihtiyaçlardan, imkanlardan, tarihten yararlandı. Para yok, kredi yok, yetişmiş yeterli sayıda eleman, uzman yok, araç – gereç yok. Osmanlıdan borca batık bir miras kalmış.

O altın kuşağın iki gücü vardı sadece: Akıl ve yurtseverlik. Bu iki güçle yola çıktılar. Mucizeler yarattılar.

Her şeyi başarabildiler mi? 15 yıla sığabilecek her şeyi çok fazlasıyla başardılar. Eksiklikleri tamamlamak sonraki kuşaklara düşerdi. Sonraki kuşaklar görevlerini yaptılar mı? Bunu duygusallığa, partizanlığa kapılmadan dürüstçe sorgulamamız gerek.’’

Evet, sonraki kuşaklar görevlerini yaptılar mı? Bunun aslında çok kısa aynı zamanda çok uzun bir cevabı var. Kısa cevap; hayır yapmadılar – yapmadık. Bu ülkenin namussuzları kadar cesur olamadık ve o namussuzlar bizim kaderimizi yazdılar ve bizi oynattılar, oynatmaya devam ediyorlar. Aynı Müttefiklerin (İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunanlı) İstanbul hükümetini, padişah Vahdettin’i oynattıkları gibi oynattılar, oynatmaya devam ediyorlar.

Devletin elinde neredeyse hiçbir kamu malı kalmadı. Özelleşe özelleşe bugünlere geldik. Bin bir zorluklarla açılan fabrikalarımızı, hiç düşünmeden sattılar, sattık. Bakacağımız yön bilim olması gerekirsen, biz hep televizyona baktık, dizilere baktık, evlendirme programlarına vs baktıkta baktık. Hala da bakıyoruz.

Kendimizi tatmin etmek için, hani derler ya serde erkeklik var, işte o yüzden internette profil paylaşım sitelerinde (başta facebook olmak üzere) sadece gruplara üye olup yurtseverliğimizi göstermiş oluyoruz. Kendimizi tatmin etmiş oluyoruz. Belirli gün ve haftalara kadar binler, yüz binler, milyonlar toplamaya çalışıyoruz. Peki, sonra ne oluyor? Hangi özelleştirme engellenebiliyor oradan, memleketin toprakları parsel parsel satılırken hangisi elde kalabiliyor?

Okuyun arkadaşlar, yol gösterici olarak tvleri değil, kitapları ve tarihi görün. Okumaktan kastettiğim üniversite okumak falan değil, hayatı okuyun, hayatı okudukça, hayatı sorgulayın… Sadece üniversiteyi bitirip, duvara asacağınız diplomanın sizi insan yapacağını zannetmeyin… Tarihin bir dönemini aslanlar yazdılar. O aslanlar Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular ve bizlere emanet ettiler. Bizim hatalarımız yüzünden şimdi tarihi avcılar yazıyorlar. Ve unutmayın ki, aslanlar tarihi yazana kadar tarih hep avcıların tarihi olacaktır…

Keyifli Okumalar…

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : cumhuriyet,türk mucizesi,turgut özakman

ATEŞİ YAKALAMAK - SUZANNE COLLİNS

9/11/2009 · Kategori: Kitap Tanitimlari


ATEŞİ YAKALAMAK  - SUZANNE COLLINS

Açlık Oyunları’nın ikinci kitabı olan Ateşi Yakalamak da heyecan son hızıyla devam ediyor. Her şeye rağmen Katniss ve arkadaşı Peeta hayatta kalmayı başararak Açlık Oyunları’nın galibi oldu. Her şeyden sonra Katniss, ailesine ve en yakın dostu Gale’e geri döndü. Ancak Gale ona soğuk davranmaktadır. Peeta ise ona tamamen sırtını dönmüştür ve Capitol’e karşı bir isyan olduğuna dair dedikodular yayılmaktadır. Bu isyanda Katniss ve Peeta’nın da payı olmuş olabilir.

Şok içinde olan Katniss, büyük bir kargaşayı ateşlemiştir ve bu kargaşayı durduramayacağından endişelenmektedir. Capitol’ün zalim zafer turu için mıntıkaları dolaşma zamanı yaklaşmaktadır.  Eğer birbirlerine olan aşklarını kanıtlayamaz ve bu kargaşayı durduramazlarsa sonuçları korkunç olacaktır.

***

Serinin ikinci kitabı olan Ateşi Yakalamak da Suzanne Collins şaşırtmaya ve büyüleyeme devam ediyor. İlk kitapta olduğu gibi diğer sayfaya geçmek için sabırsızlanacaksınız. Katniss farkında olmadan bir kıvılcım yakmıştır ve bu kıvılcım gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Artık mıntıkalar Capitol’e boyun eğmeye razı değil. Herkesin aklından ve yüreğinden geçenler aynı. Açlık Oyunları’nın ve Capitol’ün olmadığı özgür bir ülke…

İlk kitabın yorumunu bitirdiğim cümleyle bitireceğim bu yazıyı da… Kitapta okuduklarınızı gerçeğin aynasına tutun, bakalım ne göreceksiniz ve gördükleriniz karşısında ne kadar cesur davranacaksınız…

Açlık Oyunları 3 kitaplık bir seriden oluşuyor. Üçüncü kitap yayınlanmış değil ve bu ikisini okuduktan sonra üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekleyeceksiniz…

Keyifli Okumalar…

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : ateşiyakalamak,suzanne collins

AÇLIK OYUNLARI - SUZANNE COLLİNS

23/10/2009 · Kategori: Kitap Tanitimlari


Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır, Capitol’ün etrafında 12 bölge bulunmaktadır. Capitol şiddetli ve acımazsızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır. Onların her  biri her yıl yapılan Açlık Oyunları’na katılmak zorundadır. Yarışma için her bir bölge yaşları on iki ve on sekiz arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık Oyunları TV’den canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.

On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır. Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kız kardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verecektir. Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur. Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır.

KAZANMAK ÜN VE TALİH ANLAMINA GELİR.

KAYBETMEK KESİN ÖLÜM ANLAMINDADIR.

AÇLIK OYUNLARI BAŞLASIN…

(Kitabın arka kapağından)

 

Fantastik Ütopya ülkeler konusunda bilinen en önemli kurgu George Orwell’ın  Bindokuzyüzseksendört (1984)’üdür.  Açlık Oyunları’da en az Geoerge Orwell’ın 1984’ü kadar etkileyici ve muhteşem. Hatta biraz daha ileri giderek 1984’ü aştığını söyleyebilirim kendi adıma. Son zamanlarda nefes almadan okuduğum, uykusuz gecelerime mal olan bir kitap. Bir sonraki sayfayı tahmin etmeniz oldukça zor. Açık söylemem gerekir ki kitabı internet sayfalarındaki yorumlar üzerine alıp okudum. Yorumlar beni büyük bir merak içinde bırakmıştı. Kitabı okuduktan sonra yapılan yorumların aslında çok  zayıf kaldığını anladım. Kitapta var olan ülke Panem’in oluşum sürecini okuduktan sonra, aslında böyle bir dünyanın bizi beklediğini düşünmeye başladım. Bir yanda her şeyin olduğu Capitol, diğer yanda açlık ve yoksulluğun hüküm sürdüğü mıntıkalar… Son zamanlarda gazetelerde ve internetteki haber sayfalarında rastladığım ve beynime kazınan birkaç haber, Panem’in aslında yakın gelecekte var olabileceğini düşündürüyor. Örneğin Amerika’nın Dünya’nın uydusu Ay’ı su bulmak için füzelerle bombalaması, Amerika ve İngiltere’nin resmi olarak açıkladığı ve yakın tehlike olarak gördüğü ve bununla ilgili önlemler aldığı, almaya çalıştığı bir durumda şu: Dünya’nın yer altı ve yerüstü kaynaklarını dünyada ki nüfus ile orantılandığı zaman yeterli olmayacağını açıklamış olmaları. Bu şu anlama geliyor; dünyada çok fazla insan var ve dünyanın kaynakları bu kadar insanın ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bu yüzden de dünya nüfusunun büyük kısmının yok edilmesi gerektiği inancındalar. Şimdi düşünün; domuz gribi, kuş gribi, sars, kırım Kongo kene, tusunamiler vb. birçok şey kendiliğinden mi gelişiyor? Yoksa birileri bunları laboratuar ortamında mı geliştiriyor? Kitabı okuduktan sonra kitabın sayfalarını gerçek dünyanın aynasına tutun, sonra düşünün acaba aynadaki yansıma bize ne kadar yabancı? Keyifli okumalar…

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : açlıkoyunları,suzanne collins

« Önceki ::

<_script /><_script />